Pazartesi, Ekim 27, 2008

Eskişehir-Galatasaray...

ES-ES GS maçını şehirden canlı yazıcaktım...Bu blog karartma berbat etti herşeyi...Ama yazıcam en kısa zamanda...Özetle şöyle söyliyim...Gece 1'de eve dönerken hala trafik tıkalıydı konvoydan...Sanırsın şampiyonluk maçı...Gerçi ondada 3 gece uyutmadılar ya...

Pazar, Ekim 26, 2008

HEROES...özlemiştik...

Heroes'in yeni sezonu başlıyor...Özlemiştik...Petrelli,Nakamura,Benneth,Parkman...

Cumartesi, Ekim 25, 2008

Mahkeme kararı!!!

Bi an korktum sadece kendi üstüme alındım mahkeme kararını!!!Meğersem herkese içinmiş...Ayıp denen bişey var...Yazma okuma hakkı engellenemez...
SANSÜRE HAYIR!!!!

Cuma, Ekim 24, 2008

Derbi nasıl olmalı?


Tamam bende demiyorum derbi bu havada geçsin diye ama eski heyecan dalgasını özlüyorum...Maça 2 gün kala kalp atışının hızlanması,dalga geçmeler,sataşmalar...Bunlar her sene 2 kere oynanıyo diye diye havasını kaçırdılar güzelim maçların...

Arslan parçası...


Sivri dilliliğinde bir yeri ve zamanı var...Bu şekilde de rakiple kafa bulunmaz ki...Robie Fowler gol sonrası Everton'lu futbolcuların kokain skandalıyla dalga geçiyor...Futbolcu sigara içse kıyamet kopar kokain ne demekmiş...Hakketmişler demekki...
Hikayeyi başka türlü anlatanlarda var...Everton'luların Fowler hakkında uyuşturucu bağımlısı iddasına bir tepkiymiş bu...Hangisi doğru olursa olsun klas haraket bence...

Puslu Kıtalar Atlası...


rendekar doğru mu söylüyor ? "düşünüyorum öyle ise varım" oldukça makul. fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar. düşünen bir adamı düşlüyorum. düşündüğümü bildiğim için ben varım.düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha hüzünlübir sonuca varıyor. düşündüğünü düşlediğim bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. o gerçek ben isebir düş oluyorum.

Arka kapağı böyle olan bi kitap için daha ne dememi bekliyorsunuz...

Bir İstanbul tanımı var ayrıca ki daha önce yazılmamış;"ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, isa mesih'ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı." (s.13)...

Bir İstanbul ve Osmanlı anlatışı var ki kim takar Cermen efsanelerini(elfler,orglar) diyesi...

Hocam bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak ki?


Binyılın Problemleri: 1 milyon dolar kazanmak isteyenlere!
1 milyon dolar, yani bugün yaklaşık 1,5 milyon YTL (1,5 trilyon TL) kazanmak ister misiniz? Bunun için yapmanız gereken tek şey, belirlenmiş 7 sorudan birinin doğru cevabını vermeniz lazım. Defter, kitap serbest; süre sınırlaması da yok! Cevabı ilk veren siz olun da isterseniz aradan 100 yıl geçsin. Dikkatli olun, çünkü sözkonusu sorular, yeryüzünde henüz yanıtını kimsenin bilmediği ve uzun yıllar boyu çözülmeye ısrarla direnen cinsten sorular. Aynı zamanda, cevabı bulanın da yaşam standartlarını değiştirecek sorular bunlar. İlginç olansa başarıya ulaşan insanlar, özellikle de matematikçiler, bu paranın hayalini kurdukları için değil matematik yapmayı sevdikleri ve bu alanda başarı istedikleri için kolları sıvıyorlar. Para, bu başarının sonunda gelen bir ödülden başka birşey değil, onlar için.
Cambridge Massachusetts 'de kurulan Clay Matematik Enstitüsü, 24 Mayıs 2000'de çözülmekte inatçı, matematiğin farklı branşlarındaki 7 problemini Milenyum Problemleri olarak adlandırdığını ve her bir problemi ilk çözen kişiye 1'er milyon dolar vereceğini ilan etti. Bu soruları anlamak, bir parça matematik temeli gerektiriyor. Bu durum matematiğin, hızla büyümesinin ve lise eğitiminin onu yakalamaya yetmemesinin bir sonucu olabilir. Soruları anlamak için üniversitede matematik okumak şart değil elbette, sadece Fermat'ın son teoremini, Goldbach ya da ikiz asallar kestirimini anlamaktan daha fazla çaba sarfetmek lazım. Eğer Riemann Hipotezi, P, NP'ye karşı Hodge Kestirimi, Yang-mills Kuramı, Poincare Kestirimi, Navier Stokes denklemleri, Birch ve Swinnerton-Dyer Kestirimi başlıklı sorulardan birinin yanıtını bulduysanız bu organizsonu yapan Clay Matematik Enstitüsü'ne yollamadan önce uluslarası kabul gören hakemli bir dergide yayınlamanız gerekiyor. Daha ayrıntılı bilgi için http://www.claymath.org/
*Clay Enstitüsü'nün belirlemiş olduğu bu 7 problemin 1 tanesi, Pointcaré Kestirimi 2006'da resmi olarak teoren-m haline geldi. Petersburg'daki Steklov Enstitüsü matematikçilerinden Grişa Perelman'ın 2002'de yayınladığı ispatın doğru olduğu resmen 2006 Dünya Matematikçiler Birliği'nin Madrid'teki kongresinde açıklandı. Diğer taraftan, Navier-Stokes Denklemleri'nin de 2006 içinde çözüldüğü duruldu. Ancak değerlendirmeler devam ediyor. Şu an için 1000 yılın promlemlerinden çözüm bekleyenlerin sayısı 5 taneye düşmüş gözüküyor.
Sorular için Bilim-Teknik dergisinin internet adresi tıklansa yeterlidir...

Karakavak blog internete renk kattı



İşte Karakavak blog bir anlık sinirin sonucu olarak internette yerini aldı. Yapım sürecinde, -ulan ben ne bok yedim, amma zormuş birader, vaz mı geçsem diye isyanlar patlasa da, 5 saatlik zorlu bir yapım sürecinin ardından işte bizlerle. Şu an -ulan ben de blog açsam da buraya yazmasam mı diye ikilemler içinde olsamda, Mustafa arkadaşımın yüzündeki babacan baba tavrı( çocuk bu blog oluyor:) beni bu düşünceden vazgeçiriyor.

Tüm yazar arkadaşlar, dediğim gibi bu blog bir anlık bir öfkenin sonucu, size tavsiyem o ki usturuplu yazılar yazın, yine bir anlık sinir sonucu yazdıklarınızdan olmayın:):):) her an kapanabilir yani. İşte bu bloğu çekici kılan da hayata benzer bir belirsizlik taşıması...

İşte insanoğlunu en çok çeken durum burada. BELİRSİZLİK! Bu kadar belirsizlik için bi şeyleri belli etmeye yönelik eğlenceli, paylaşımcı, öğretici yazılarda buluşmak dileği ile...

İnsan Başıyla Beslenenler...


Zico'yu sanki Fenerbahçe Yönetim Kurulu onun yerine onu değilde Zico'yu görevlendirmişçesine sevmezdi...Keza Gürcan Bilgiç'te öyle...Şimdi Aragones için ne diyorlar merak ediyorum...Ve başta ne söylediler Aragones için bunuda merak ediyorum...Adreslerini biri Fenerbahçe Klubüne yollasın lütfen...Kiloyla Hint Kınası varmış Aziz Yıldırım'da öyle diyorlar...

Geleceğin ve Hiçbir zamanın takımı...


Wenger dünyada ki nadir hem eğitimci hemde yarışmacı hocadır.Misal Mourinho sadece yarışmacıdır.Arsenal'de yaptıkları ortada...Ama adama bi yerde sorarlar...Her sene genç her sene ayrı kadro...Peki bir sene öncesinin gençleri nerde?Hiç mi göremicek bu gençler 25 yaşında Arsenal forması...Dünyadaki genelin aksine Arsenal'de 22 yaşını geçtinmi gönderiyorlar...Millet tecrübe diye 40 yaşında futbolcu oynatırken hemde...Hayır bu adam Henry ile Bergkamp'a nasıl sabretti onu anlamış değilim...

Forvet dediğin...


Stoper dediğin...


Sinirimden gülüyorum!!!


Büyük Mustafa


Mustafa Denizli Beşiktaş'ın başında...Tam onluk kadro aslında...Koşmayı pek fazla sevmeyen Delgado,Serdar Özkan,Tello,İnceman ve diğerleri...Yetenek ve Orta Saha adamları had safhada...Kaleci zaten aynı...Defans desen belki...Forvet Holosko Nobre...Serhat Anderson gibi...Ee daha az hırçında olsa Johnsonn'da tamam...Cisse...Başkan desen o zaman ki Başkanla şimdiki başkan mantalitesi aynı zaten...Eski Yıldırım=Demirören always...Ama şimdi ki rakipler yermi belli olmaz...Kewell,Baros...Guiza,Alex...Beşiktaş bir Rapaiç bulursa ipi göğüsler...

Futbol Zekası Gerçek Hayat İkilemi...


Yusuftan açılmış konu ortamda...Türkyede gördüğüm en yetenekli futbolcudur.İçlerinde Sergen Yalçın dahil.Biraz da takım bağıyla alakalı bi durum.Keşke paranın tatlı riyakarlığına kapılmasaydı,keşke İstanbulun gece mekanlarıyla hiç tanışmasaydı diyesi geliyor insanın.Çalım konusunda ömrümde görmedim onun gibisini ben daha...Ah be Yusuf diyoruz...Profesyonel futbol kavramına karşı dursakta bazen Türkiye de lazım sanki biraz be usta...Yusuflar,Sergenler,Tarıklar ve daha nice nice kadife bilekler(Ahmete selam)...

Hattori Hanzo'nun İlham Babaları...


Seyir zevki kişiye göre değişir...Ama Quentin Tarantino'nun kimi örnek aldığını,neden filmlerinde rahatsızlık vermek istediğini,niçin kan gövdeyi götürüken yağmur yağsa bu kadar rahat olunur dedirttiğini,nasıl çığlıkların porno filmlerden bile fazla olduğunu,ve hangi sebeple siyah beyaz sahne takıntısının her daim göze çarptırdığının açık kanıtıdır bu film...İzlenmeye değer bence...Öyle sanatsal filmde değil...Bildiğin samuray nasıl adam doğrar filmi...

Güzel Ses Güzel Şarkı...


İbranice'de argo anlamı Türkiye'de kavga çıkartır...Oi Va VOi grubunun su perisi misali bir solisti var!Hem yüz hem ses...Bir ''yesterday mistakes'' var ki hep dinlenesi...

Modern Mitoloji SANDMAN


''Sabahları uyandığımızda gözlerimizdeki çapakların sahibi Sandman'dir. Uykuya dalmadan önce gelir ve rüya görmemiz için gözlerimize büyülü bir kum serper. Uyanışa doğru o büyülü zerrecikler çapaklaşır…''Hikayesi Neil Gaiman tarafından yazılan ve çizimleri Sam Kieth, Mike Dringerberg, Malcolm Jones III tarafından yapılan Sandman modern zaman mitolojisi sayılabilir...Bütün çizgi romanlar bir yana o bir yana diye bir ayrım yaparsak hakkını tam teslim etmiş sayılmaz aslında...11 cilt olarak tasarlandı,Neil 11 cilt yazdı...Amma velakin 12 cilt çıktı...Nasıl mı?Bütün yazarlar çizerler yalvar yakar 12'yi istediler ondan ama nuh dedi peygamber demedi...Herkes toplandı 12'yi çıkardılar ama sanırım tutmadı ki ses seda yok o son ciltten...Neyse Endless ailesinin bir ferdi olan Sandman(Dream,Morpheus) rüya tanrısıdır...Düşünün işte diğer karındaşları Ölüm,Delilik gibi tanrılar...Şiddetle tavsiye edilir,hele bir William Shakespeare karşılaşması var ki ölümsüzler dünyasında gezinmek için başlı başına bir sebep...

El Diego


Bir röportajda Maradona'ya sormuşlardı neden size de FİFA'da görev teklif etmiyorlar da diğer yıldızlara gidiyorlar diye...(Diğer yıldızlardan kasıt Pele vs...)
Cevap:Çünkü ben kravat takmıyorum!

Başladım...Başladık...


Hayırlısıyla başladık...Herkesi okumak ve yazmak için beklerim...